Xfce Vakfı Kuruldu

Son yapılan FOSDEM‘de bir grup Xfce geliştiricisi, hafif bir masaüstü ortamı olan Xfce için bir vakıf kurmaya karar verdi. Geliştiriciler, birkaç yıldır böyle bir vakıf kurma fikrini tartıştıklarını ancak bir anlaşmaya varamadıklarını söylediler. Xfce son olarak, iki yıllık bir aradan sonra 4.8 sürümüne yükseltilmişti.

8 kurucu üyesi olan Xfce Vakfı henüz tescillenmedi. Bu sekiz üyeden Jannis POHLMANN vakfın yönetim kurulu başkanı, Nick SCHERMEN başkan yardımcısı ve Jérôme GUELFUCCI başkan yardımcısı ve sayman olarak seçildi.

Yönetim kurulu iki yıllık bir görev süresine sahip ve kurulun ilk resmi toplantısının 1 Mart’ta gerçekleştirilmesi planlandı.

Birleşmenin maddeleri ve diğer evraklar yakın gelecekte xfce.org sitesinde yayınlanacak. Vakıflar bağışların, web sitesi gibi fon kaynaklarının koordine bir şekilde toplanması ve kullanılmasını sağlayarak özgür yazılıma olan faydasını kanıtlayabilir. Ayrıca yazılımların telif haklarıyla ilgili bir yazılım havuzu görevi görebilirler.

Kaynak: The H Online

Microsoft’un Ekmek Teknesi Zorda

Linux, yıllardır Unix pazarının içinde önemli bir büyüme sağladı. Özellikle Red Hat ile Sun’ın Solaris pazarlarından güçlü kazançlar elde etti.

Geçtiğimiz günlerde yayınlanan ve Amerika’nın prestijli gazetelerinden The New York Times tarafından da ele alınan bir rapora göre, şişman penguenimiz Microsoft’un “ekmek teknesi”ne de fena halde gözünü dikmiş durumda!

Microsoft sunucu pazarındaki pazar payını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya!

Linux Vakfı tarafından hazırlanan raporda iletilen mesaj bu. 387 bilişim teknolojisi profesyoneliyle yapılan ankete dayanan raporda, son derece şaşırtıcı sonuçlar mevcut:

  • Şirketlerin yaklaşık %79’u gelecek 5 yıl içinde diğer işletim sistemleri yerine Linux’a geçiyorlar, bununla beraber aynı süre zarfında Microsoft’a geçiş ise sadece %21,3.
  • Kısa vadede, işler Microsoft için iyi gözükmüyor. Katılımcıların sadece %41,2’si gelecek yıl Windows sunucularını artırmayı planlıyor ayrıca %43,6’sının Windows sunucu sayılarının azaltması ya da mevcut oranı koruması bekleniyor.
  • Daha fazla katılımcı, Windows’tan Linux dağıtımlarına göçün Unix göçleri dâhil diğer dağıtımlara olan göçten daha fazla olduğunu bildiriyor.
  • Birçok katılımcı (%60,2) kritik işyükleri için önümüzdeki 12 ay içinde Linux kullanacaklarını söylüyor.
  • Katılımcıların büyük çoğunluğu (%86,5) Linux’un geliştiğini söylüyor ve %58,4’lük kısım ise geçen 3 yıl ile kıyaslandığında kendi CIO’larının, Linux’u kuruluşlar için daha stratejik gördüğünü söylüyor.
  • Bulut hesaplama ortamında çalışanların %18,3’ü Windows kullanırken, %70,3’ü birincil platform olarak Linux kullanıyor. İlginç bir şekilde, firmaların önümüzdeki yıl sadece %26’sı uygulama/hizmetlerini bulut ağına taşımayı planlıyor.

Asıl Sebep, Linux’un “Teknik Üstünlüğü”

Microsoft’un problemi artık sadece ücretler değil. Araştırmanın sonuçlarının gösterdiği gibi, katılımcıların %67,5’i Linux’u seçmelerinin sebebi olarak “teknik üstünlüğü” gösteriyor. Microsoft geliştirme araçları ve benzeri araçlarda engellerin azaltılması noktasında yavaş yavaş ilerliyor olabilir ancak Linux kritik iş yüklerinde işletmelerin güvendiği işletim sistemi pozisyonunu sağlama almış görünüyor.

Varsayalım ki, Linux Vakfı bağımsız olmayan bir gözlemci: Anketi cevaplayanların bir bölümü, Linux Vakfı’nın Son Kullanıcı Konseyi’nin üyelerini kapsıyor. Ancak bu segmentte bile Linux ve Windows’a büyük yatırımlar yapan Morgan Stanley, Goldman Sachs, Bank of America, Bristol-Myers Squibb, NTT, Dreamworks, ADP, McKinsey ve Ortakları, ABD Savunma Bakanlığı, Googrish ve diğer şirketleri kapsayan bir anketin güvenirliğini inkâr etmek, çok zor…

Microsoft patent davası tehditleriyle Linux’un önünü kesmek için yıllarını harcadı. Bugüne kadar bu taktik başarısız oldu. Görünüşe göre Microsoft’un daha fazla Ar-Ge ve daha az avukat içeren yeni bir stratejiye ihtiyacı var :).

Kaynak: The New York Times

İspanya’dan Pardus İncelemesi

Pardus 2011 RC

Pardus 2011 kararlı sürüm için geri saydığımız şu günlerde, Pardus’a dünyanın ilgisini görmek, eminiz hepimize moral verecektir.

Pardus 2011 RC Hasankeyf sürümümüzü inceleyen İspanyol bir İnternet sitesi, Pardus’un son kullanıcı için ne kadar doğru bir tercih olduğunu ortaya koydu. İncelemede Pardus’a ilişkin çok sayıda övgü mevcut.

Sizi daha fazla bekletmeyelim ve dilerseniz bu güzel Pardus 2011 RC incelemesini, Türkçe çevirisinden okuyalım:

Kullanıcı Dostu Pardus

Linux, genellikle bilgisayar guruları için bir işletim sistemi olmakla suçlanır ve Linux dünyasındaki birçok insan, sadece Afrikalı bir hayvanın adını alan dağıtımın kullanıcı dostu olduğunu düşünüyor. Ancak, Türkiye’den gelen ve maalesef göreceli olarak az tanınan bir Linux dağıtımı var kullanıcıyı mutlu edecek: Pardus 2011.

Bu ilginç dağıtım henüz son sürümünü duyurmadı fakat sürüm adayı iki DVD halinde test için kullanılabilir durumda. Hasankeyf kod adlı dağıtım, kullanıcılara sistemlerini test etmek için Çalışan DVD ve Kurulan DVD olarak seçenek sunuyor.

Pardus 2011 RC Kurulumu

DVD açılıyor ve ekranda kediciği görüyorsunuz, bu Pardus’un açılış ekranı. Sonra, kullanıcıya dil seçenekleri veriliyor. Ben İspanyolcayı seçtim ve çeviri çok güzeldi. Sonraki aşama GPL’i okumak ve kabul etmek.

Bundan sonra, diğer dağıtımlarda görmediğim isteğe bağlı bir adım var: Pardus kurulum esnasında bir hata olmaması maksadıyla yazılım paketlerinin doğruluğundan emin olmak için kurulum medyasını kontrol ediyor. Bana göre yeni başlayanlar için çok güzel bir özellik… Acemi birinin işletim sistemi kurmaya kalktığında karşılaşabileceği hiçbir şey, yanlış yazılmış CD/DVD nedeniyle alacağı hata mesajı kadar korkunç değildir! Sonra, Pardus en iyi klavye düzenini seçer ve kullanıcı tuşları test edebilir. Sonraki aşamadaysa zaman dilimini seçiyorsunuz.

Bu noktaya kadar süreç olabildiği kadar kolaydı. Ancak, hassas bir işlem geliyor: disk bölümleme. Pardus kullanıcılara üç seçenek sunuyor (tüm diski kullan, boş disk alanını kullan, özel disk bölümlendirme), fakat bu biraz kafa karıştırıcı ve amacı anlamak için diğer dağıtımlar kadar görsellerle desteklenmiş değil. Buna rağmen kullanıcı istediği gibi düzenleme yapabilir. Ben özel disk bölümlendirmeyi seçtim.

Pardus sonraki adımda standart KDE yapılandırmasını kullanıp kullanmayacağınızı ya da özleştirmek isteyip istemeyeceğinizi soruyor. Ben öntanımlı seçeneği seçtim (standart KDE). Sonra Pardus size bir özet gösteriyor ve gerekiyorsa geri dönebilmenizi sağlıyor. Eğer devam etmeye karar vermişseniz, sistem GRUB ve yazılım paketlerini yüklüyor. Bu esnada, yaklaşık 15 dakika Pardus ve özgür yazılım hakkında bilgilendirici slaytlar okuyabilirsiniz. Dolphin hakkındakilerden biri epey ilginçti!

Sistem size kurulumun başarılı olduğunu söylüyor ve yeniden başlatmanızı istiyor. Siz de aynen yapıyorsunuz ve …sürpriz! Yeni işletim sisteminiz hazır. Basit, temiz ve kullanıcı hesabı oluşturmak için size yardım etmeye hazır. İsminizi ve şifrenizi giriyorsunuz ve hoş bir kenar notu olarak, devam etmeden önce sistem kibar bir şekilde size “Devam etmeden önce bir sorunumuz var: Parolanızı hatırlıyorsunuz, değil mi?” diyor. Ben bunu “Parolanızı unutmayın!” dan daha hoş buldum.

Yazılımlar Mini Kediciğin Pençesinde

Bilgisayarı kullanmaya başlamadan önce, masaüstü özelleştirme sürecinde size yardım edecek etkili bir yapılandırma yardımcısı olan Kaptan ile karşılaşacaksınız. Böylece, KDE temasını, simge setini (ben Pardus’un resmi simge setini seçtim), KDE 4 ya da KDE3 görsel stillerinden hangisini kullanacağınızı, sanal masaüstü sayısını, menü stilinizi (Lancelot, Simple ve KickOut) ve kullanıcı resminizi seçiyorsunuz.

Tam burada, sanal ağa sistem özet bilginizi gönderen Smolt ile karşılaşıyorsunuz. Eğer kişisel bilgileriniz için endişeleniyorsanız, bu adım isteğe bağlıdır.

Pardus Çalışan DVD’den farklı olarak bu güzel dağıtımın yazılım yöneticisi olan sevimli kedicik PİSİ ile karşılaşıyorsunuz, nitekim sizin için birçok yazılım paketi bu mini kediciğin küçük pençesinde mevcut.

Performansını test ettim ve bir sürüm adayı olarak kararlı ve etkileyici bir şekilde yeterli buldum. Sonuç olarak, son sürümünü indirmek için dört gözle bekliyorum.

Bitirirken, bana göre daha önce denediğim son sürümlerden daha iyi çalışan bu sürüm adayı ile deneyimimi özetleyen Pardus slaytlarında okuduğum bazı sözleri hatırlatmak isterim: “La experiencia con Pardus es un desfile de esplendor y poder de software libre y abierto”. Bundan daha doğru olamazdı.

Kaynak: Mandriva Linux Chronicles

Fillandiya’dan Bilimsel Veriler

Finlandiya Adalet Bakanlığı’nda sürdürülen OpenOffice.org’a göç sürecinde, hukuksal yardım ofisleri, mahkemeler, gözaltı servisleri ve hapishaneleri özgür yazılım ve açık standartlara kavuşuyor.

Bu ilginç ve devasa göç süreci, geçtiğimiz aylarda bir de doktora tezine konu oldu.

Avrupa’nın en büyük özgür yazılıma göç süreçlerinden biri olan bu süreci inceleyen Martti KARJALAINEN, doktora tezinde, özgür ofis uygulamalarına geniş ölçekli göçün mümkün olmasının yanı sıra para tasarrufu da dâhil olmak üzere önemli faydaların olacağı sonucuna vardı.

Bakanlıkta sistem analist şefi olan KARJALAINEN, Fin Adalet Bakanlığı’nın OpenOffice.org ve ofis belgelerinin açık standardı olan ODF‘ye göçü üzerine yazdığı doktora teziyle, 15 Ocak’ta doktora derecesini aldı.

Fin Adalet Bakanlığı ne kadar tasarruf etti?

Fin Adalet bakanlığı 2007’den beri açık kaynak ve ODF kullanıyor. KARJALAINEN, tezinde kullanıcıların BT yardım masasına bildirdiği problem türlerinin incelemelerini de kapsayan sahipli/patentli ofis çözümleri ve açık kaynak alternatiflerinin maliyetlerini karşılaştırıyor.

KARJALAINEN‘in çalışması, 6 yıllık bir süreçte açık kaynağa göçün lisanslama, bakım ve eğitim ücretlerini de kapsayan dikkate değer bir tasarrufla sonuçlandığını gösteriyor. Göç yaklaşık olarak 1.9 milyon avroya yani en çok kullanılan patentli çözümün bedelinin (6,8 milyon) üçte birinden azına mâl oldu! KARJALAINEN,OpenOffice.org’un ekonomik verimliliği etkileyici.” diyor.

KARJALAINEN tezinde, bakanlık tarafından 16 pilot ve 523 kullanıcıya verilen eğitimlerin verilerini kullanarak ve AB’deki diğer kamu yönetimlerinin OpenOffice.org kullanımını takip ederek, çoğu kullanıcı için bir günlük eğitimin yeterli olduğunu belirtiyor.

Finlandiya adalet sisteminin OpenOffice.org ve ODF’ye geçiş resmi formlar, mahkeme belgeleri, mektuplar, sunular ve fakslar dâhil 3.100 belgenin değişimini gerektiriyor. 

Finlandiya Adalet Bakanlığı’nın BT ortamı 12.000 iş istasyonunu kapsıyor. Adalet bakanlığı çalışanlarının sayısıysa yaklaşık 10 bin kişi. Bunun yanında Helsinki’deki bakanlıkla 250 sivil çalışan var. Bu sivil yöneticiler ülkedeki mahkeme ofisleri, savcılık, icra, devlet hukuk yardımı, kamu koruma hizmetleri, hapishane hizmetleri ve gözaltı hizmetleri gibi 300 kadar farklı ofiste çalışıyor.

KaynakOSOR

Endülüs’ten Büyük Tasarruf


İspanya’nın güneyindeki özerk Endülüs (Andalucia) eyaletinin Linux’a geçişini, iki hafta önce haberleştirmiştik. Yaklaşık iki yıldır takip ettiğimizEndülüs’teki özgür yazılımlara göç sürecinden güzel haberler gelmeye devam ediyor.Malaga şehrinde düzenlenen Özgür Yazılım ve Kamu Yönetimi Konferansı‘nda konuşan, Endülüs Eyaleti Telekomünikasyon ve Bilgi Topluluğu Genel Sekreteri Juan María GONZALES, açık kaynak kullanımının Endülüs eyaletine milyonlarca avro tasarruf sağladığını açıkladı.

GONZALES‘in bu konuşması identi.ca ve Twitter gibi sosyal ağlarda ciddi bir şekilde yer aldı. Twitter’daki en ilginç yorumlardan biri, İsdpanya’nın bu sefer kuzeydoğusundaki bir kenti, Zaragoza’yı Linux’a geçiren ekibin şefi Eduardo ROMERO‘dan geldi. Zaragoza’daki göç sürecinin yöneticisi, Twitter’daki mesajında GONZALES‘in “Özgür yazılım Endülüs’ün politika ve stratejisinin merkezindedir.” sözlerine yer verdi.

OSOR’a ödül

Özgür Bilgi ve Kamu Yönetimi Konferansı, İspanya’nın açık kaynak araştırma merkezi Cenatic, Extremadura ile Endülüs federal yönetimlerinin desteği ve bir özgür yazılım topluluğu olan Focus Initiativa tarafından düzenlendi. Bu iki günlük konferans, bu hafta yapılması planlanan ancak Endülüs hükümetinin kaynak yetersizliği sebebiyle yaklaşık 20 gün önce iptal ettiği Açık Kaynak Dünya Konferansı (OSWC) yerine gerçekleştirilen iki büyük etkinlikten biriydi.

Konferans sırasında Avrupa Komisyonu’nun Açık Kaynak Gözlemevi ve Yazılım Deposu OSOR, açık kaynak yazılımda en iyi başarı öyküsüne verilen EC Prize Initiative Focus ile ödüllendirildi. Avrupa Birliği içinde sürdürülen pek çok özgür yazılım projesini ve gelişmeleri izlememizi sağlayan ve sık sık haberlerine yer verdiğimiz OSOR, 2.000’den fazla özgür yazılıma barındırma ve online geliştirme hizmeti sağlıyor.

Kaynak: OSOR

Malta’dan Açık Kaynak Atağı

Malta Hükümeti bugünlerde çok yoğun. Malta, açık kaynak politikası yeniden tanımlamakla uğraşıyor ve özgür yazılımların ülkede yaygınlaştırılması için bir seferberlik başlatılmış durumda.

Malta’nın başkenti Valletta şehrinde düzenlenen Ulusal Bilgi Toplumu Danışma Konseyi (MITA), 22. kez toplandı ve “Açık Kaynak öngörüsü; Açık Kaynak yazılımın yaygınlaşmasını artırmak” başlıklı bildirisini yayınladı.

Bildiri, Malta kamu kurumlarındaki açık kaynak satın alımlarını hızlandırmak için bazı prensipler ortaya koymayı hedefliyor. MITA’nın hedefi, teknoloji ve ürün satın alımlarında kamunun tercihinin açık ve sürdürülebilir ürünlerden yana olmasının sağlanması.

Ulusal Bilgi Toplumu Danışma Konseyi, MITA’ya göre, açık kaynak BT hizmet ve çözüm ortakları, özgür yazılımların Malta’da başarılı olması için “kritik bir etken”. Bildiride açık kaynak topluluklarına ilişkin de çarpıcı değerlendirmeler var:

Açık kaynak toplulukları nadiren kendiliğinden ortaya çıkar. Bu toplulukların oluşması etkin bir çabaya ve desteğe ihtiyaç vardır. Yerel eğitim sistemi de açıklık ve şeffaflık kavramlarının toplumda filizlenmesi için önemli bir kaynak olarak kullanılabilir.

MITA’nın Bilgi Sistemleri Yöneticisi Godwin CARUANA, Times of Malta gazetesine verdiği demecinde, mevcut iş süreçlerini aksatmayacak ve toplam sahip olma maliyeti daha düşük tüm süreçlerde açık kaynağın tercih edilmesi gerektiğini açıkladı: “Şu anki yaklaşımımız, göz ettireceğimiz muhtemel kamusal hizmet alanlarını belirlemek.

Yönetmelik Değiştirildi

MITA ve pek çok kamu kurumu, hali hazırda pek çok kritik sunucuda açık kaynak yazılım ve ürünleri kullanıyor. Malta’daki kamu kurumlarının masaüstü bilgisayarlarındaysa özgür işletim sistemleri ve yazılımları daha az görülüyor.

Malta Hükümeti, açık kaynak yazılım yönetmeliğinin güncel sürümünü 10 Ağustos’ta yayınladı. Yönetmelik, Malta’nın kamu yöneticilerini BT projelerinde açık kaynak çözümlerini değerlendirmeleri için bilgilendiriyor. Yönetmelik, eskiden geliştirilmiş yazılımların da Avrupa Birliği Kamu Lisansı (EUPL) altında birer özgür yazılım haline getirilerek, ekonomik ömürlerini uzatmayı amaçlıyor.

Endülüs Eyaleti Linux’u Sevdi

İspanya’nın güneyindeki özerk Endülüs (Andalucia) eyaletine bağlı Axarquia’nın özgür yazılıma geçişinden, geçen yılın ocak ayında yaptığımız haberde bahsetmiştik.

İspanya’da orta boy bir belediye olan Axarquia’nın yönetimi açık kaynaklı sistemlere geçiş aşamasında. Rincon de la Victoria, Periana, Totalan, Moclinejo ve Almachar’da bulunan bütün hükümet ofisleri ve belediye binalarındaki 700 civarı bilgisayar açık kaynaklı yazılıma ilk geçenler arasında. Axarquia belediyesi Mart 2008’de göç hazırlıklara başladı. Axarquia, özerk Endülüs Bölgesi’nde bulunuyor ve 1.500 memur çalıştırıyor.

Bütün bilgisayarları, özerk Endülüs Bölgesi hükümeti tarafından desteklenen bir dağıtım olan Guadalinexçalışacak. Her masaüstünde OpenOffice.org, Mozilla Firefox web tarayıcısı ve Mozilla Thunderbird e-posta istemcisi kurulu olacak. Eğer ihtiyaç duyulursa, görüntü düzenlemek için bilgisayarlara Gimp de kurulabilecek.

Endülüs eyaletinden gelen güzel haberler bunlarla da sınırlı değil. Endülüs (Andalucia) eyaletindeki 200 bine yakınöğrenci ve öğretmenin Linux tabanlı dizüstü bilgisayar kullanmaya başlayacağı haberini de geçen yılın ekim ayında vermiştik.

Örnek bir göç süreci

Peki, haberini iki yıl öncesinden duyurmaya başladığımız bu süreç nasıl sonuçlandı?

Endülüs eyaletindeki bu göç süreci yüzde 75-80 oranında tamamlanmış ve hizmetler özgür ve açık sistemler ile verilmeye başlanmış durumda. Bu göç süreci, tüm ilçelerde farklı zorluk seviyelerinde yaşanmış.

Örneğin, bölgedeki ilçe belediyelerinden biri olan Moclinejo, bir yıldır tamamen açık kaynak masaüstü kullanıyor. Nisan ayı itibariyle masaüstlerinin %75’i açık kaynağa göç eden bölgedeki en büyük belediyelerden Rincón de la Victoria‘da ise süreç hâlâ devam ediyor.

Axarquia’daki yerel yönetimin BT danışmanı Ramón SANCHEZ, Moclinejo’daki göç sürecinin zorlu geçtiğini saklamıyor: “Şehir, yoğun bir şekilde dış kaynaklardan BT hizmetlerine bağımlıydı ve bu da özgür yazılımlara göçün maliyetini çok yükseltiyordu.” Bugün gelinen noktada, kamu hizmeti verenler yeni masaüstlerinden çok memnun. Açık kaynak yazılımlar onlara teknolojik geleceklerini doğrudan yönlendirmelerine, hizmetlerini geliştirmelerine ve BT üreticilerinden bağımsız kalmalarına olanak sunuyor.

Ramón SANCHEZ, özgür yazılımlara göçün başarısının, büyük oranda güçlü bir politik desteğe bağlı olduğunu söylüyor. Nitekim, bu göç projesine en büyük destek, bizzat il yönetiminden: “Kamu yönetimlerinin özgür ve açık kaynak yazılımlara geçmesi teknik bir sorun değil, aslında sosyal bir sorumluluktur.” şeklindeki açıklamayla gelmişti.

İlginç bir göç aracı

Endülüs eyaletindeki göç sürecinin en ilginç çıktılarından biri, Genel Kamu Lisanslı bir araç olan, Inventory Libre(Özgür Envanter) yazılımı. Bu yazılım, BT yöneticilerine bir yerel ağdaki tüm bilgisayarlardaki donanım özellikleri ve yazılımların ayrıntılı bir envanterinin çıkarılmasına yardımcı oluyor. Bu veri, masaüstü uygulamalarını ve işletim sistemlerini değiştirirken olası sorun ve açmazların önceden tespit edilmesine sağlıyor.

Ramón Sánchez’in BT hizmetleri şirketi Emergya, açık kaynak masaüstünün Toplam Sahipolma Maliyeti’ni (TCO) hesaplamaya yardım edecek bir araç geliştirmeye çalışan, İspanyol hükümeti açık kaynak araştırma merkezi Cenatic ile çalışıyor. Bu araç, Cenatic’in yöntem bilimlerinin bir parçası olarak, kısa sürede yayınlanarak kamu kurumlarının açık kaynak masaüstüne göç etmesine yardımcı olacak.

Kaynak: OSOR

MeeGo’nun Hain Planı :)

MeeGo'nun hedefi "dünya hakimiyeti"MeeGo henüz bir yaşından küçük ancak KDE, Linux masaüstü ortamında 14 yıllık deneyime sahip. Dünyanın en büyük mobil telefon firması Nokia ve işlemci üreticisi Intel’in desteğini arkasına alan MeeGo, kalabalık bir grupla KDE’nin küresel konferansı Akademy‘ye katıldı ve MeeGo’nun dünyayı nasıl ele geçireceğini anlattı :).

Nokia’nın MeeGo yazılım yöneticisi Valtteri HALLA, bu gizli planı ortaya koymakla kalmadı aynı zamanda KDE’yi de buna davet etti!

Bu yıl konferansın iki ana teması vardı; birincisi masaüstü bilgisayarlarda Linux’un da ötesinde KDE’nin kullanımını artırmak, diğeriyse sosyal ağlar ve bulut hesaplama aracılığıyla kullanıcıları ve verileri bağlamaktı.

Google’ın akıllı telefonlar için geliştirdiği Android işletim sisteminin muazzam büyümesi ve Nokia’nın Maemo ile Intel’in Moblin projelerinin birleştirilmesi sonucu ortaya çıkan MeeGo işletim sistemi gibi gelişmeler, özgür platformların mobil piyasadaki yeri açısından son derece heyecan verici.

Google Documents, Dropbox, Facebook, Twitter gibi sosyal ağların başarısı ve Buzz gibi İnternet hizmetlerini barındıran Google’ın yakında çıkacak ürünü Chrome OS gibi girişimler, bu yılki konferansta “topluluk ile daha fazla etkileşim” kavramının gündeme gelmesine neden oldu.

Mobile Geçiş

MeeGo cep telefonlarını hedefliyorKDE, 4.0 sürümüyle birlikte mobil cihazları da hedef almıştı. KDE Akademy toplantısında Nokia ve Intel’in temsilcileri ile birlikte Valtteri HALLA‘nın MeeGo’yu tanıtması, gelecek planlarını sunmak ve deneyimlerini paylaşmak adına büyük bir fırsat sağladı.

MeeGo’nun diğer projelerle işbirliği politikası, bugüne dek KDE ile de yolunda yürüdü. Nokia, sıfırdan bir çözüm geliştirme masrafından ve zamandan tasarruf ederek, KDE’nin KOffice uygulamasında bulunan hataları düzeltip, bir mobil ofis izleme uygulaması haline getirdi ve Microsoft belge biçimlerini açabilmesini sağladı.

KDE uygulamaların mobil cihaza aktarılması çalışmalarının bir kısmı, bizzat KDE geliştiricileri tarafından gerçekleştirildi. KDE PIM takımından Till ADAM, Kontact iletişim uygulamasının nasıl aktarıldığını açıkladı.

Genel kullanım için bazı iyileştirmelere ihtiyacı olduğu halde ADAM, şimdiden kendi telefonunda Kontact kullanıyor. Kontact uygulamasının MeeGo’daki ana sorunları, arayüzün küçük bir ekrana uydurulması, işlemci ve bellek ihtiyaçlarının azaltılması ve ağ trafiğinin en aza indirilmesi olarak açıklanabilir.

Asıl hedef, mevcut kullanılan mobil posta istemcilerinin kapasitelerinin de ötesine ulaşmak. KDE PIM takımı geliştiricisi Till ADAM, e-postaları yönetmenin cep telefonların pil ömrü üzerindeki olumsuz etkisi de azaltılabilirse, kullanıcıların telefonları ile daha fazlasını yapabileceğine inanıyor.

Marble ile Yolunuzu Bulun

KDE’nin masaüstü atlas programı Marble‘ın arkasındaki takım da yoğun olarak çalışıyor. KDE 4.5 ile dağıtılan Marble sürümü, OpenStreetMap verilerini kullanarak daha iyi bir konumlandırma sunacak. Yeni sürüm, belirli bir adresi yazarak bulma ve yakınlaştırmayı da mümkün kılıyor.

Yeni sürüm Marble yol planlama ve navigazsyon özelliklerini de kazanıyor! Marble artık harita üzerinde iki nokta arasındaki yolu gösteriyor ve adı adım bilgi veriyor. GPS konumlandırma sistemiyle birleştirildiğinde, bu Marble’ı tam bir özgür yazılım navigasyon sistemi yapıyor denebilir.

KDE 4.5 ile gelecek Marble'da navigasyon özellikleri var!

Marble’ın gelecekteki sürümleri için planlanan bir diğer bir özellik ise haritadan kullanıcının konumunun takip edilmesi. Bu özellik, Google Summer of Code projesi olarak geliştirilmeye devam ediliyor.

Marble geliştiricileri, uygulamanın mobil sürümü için de çalışıyorlar. Marble halihazırda Linux, Mac OS X, Windows ve MeeGo işletim sistemlerinde çalışıyor. Maemo 5 sürümü şu an için deneysel bir durumda ve Symbian R3 için çalışmalar devam ediyor. Marble geliştiricileri OpenStreetMap verilerini indirilebilir hale getirdiler, böylece İnternet bağlantınız olmasa bile yüksek çözünürlüklü haritaları kullanabileceksiniz :).

Telefonunuzda Plasma

Mobilleşen sadece KDE uygulamaları değil. Akıllı telefonlar için plasmalar geliştiriliyor. Telefonlar için KDE arayüzü çalışma denemelerine 2009 yılı sonlarında girişilmişti, Plasma Mobil Projesi ise resmen şubat ayında başladı.

Plasma Mobil, arayüzde kullanıcının konum ve amacına yönelik daha fazla farkındalığı hedefliyor. Örneğin kullanıcı yürürken, oyunlar ana ekranda olmayacak ve dikkat dağınıklığından kaçınmak için sosyal ağlar çalışma saatlerinde kapatılabilecek. Birbiriyle ilişkili uygulamaların sadece birkaçı başlangıç görünümüne yerleşerek, iPhone ve Android tabanlı birçok telefonda da bulunan, kullanışsız büyük ızgara stili menü de ortadan kaldırabilecek.

Plasma Mobil, haber beslemelerini, gelen mesajları, hava durumunu, seyahat bilgilerini ve daha fazlasını kolayca takip etmeyi sağlayan programcıklar üzerinde temellendirildi. Programcıklar kullanıldıkları cihaza uyum gösterecek, ekran boyutu ve çözünürlüğüne göre küçülebilecek veya büyüyebilecekler.

Kaynak: TechRadar

Firefox Neden Daha Güvenli?

Alexander Miller ödül çekiyle birlikteMozilla hatalarına para ödüyor haberimizden hatırlayacağınız üzere, Mozilla güvenlik açığı başına ödül veriyordu. Geçtiğimiz günlerde Kaliforniya’dan 12 yaşındaki Alexander Miller, tespit ettiği önemli bir güvenlik açığı nedeniyle büyük ödülü kazandı. Mozilla Vakfı, güvenlik araştırmacısı ve "küçük uzman" Alexander Miller’in, kritik bir bellek hatasını bularak bunu bildirdiğini açıkladı. Genç hata avcısının bulduğu güvenlik açığı hızla giderilerek, güvenlik yaması Firefox 3.6.11 ve Mozilla Thunderbird 3.1.5 sürümlerine eklendi. Nitekim, Firefox 3.6.11 sürümü, bu gece Pardus kararlı depolarına eklenecek. Peki, Alexander Miller nasıl oldu da böylesine kritik bir hatayı buldu? Kendisini Firefox’un sadık kullanıcısı olarak tanımlayan Alexander Miller, daha önce de Firefox tarayıcısının zayıf bir noktasını bulup göndermiş fakat bulduğu açık, ödüle layık görülmemiş. Ödüllendirilmediği için hırslanan Miller, 10 gün boyunca günde 90 dakikasını Firefox’ta açık bulmaya adamış ve 3.000 dolar değerindeki söz konusu açığı yakalamış. Diğer bir deyişle, Firefox’un kodlarını 15 saat boyunca gözden geçirmiş ve saat başı 200 dolar kazanmış. Aslında bu örnek şunu gösteriyor: Yazılımların içinde güvenlik açıkları her zaman var olmaya devam edecek. Bazen 12 yaşında bir kullanıcının bile azmederek bulabileceği bu açıklar, özgür yazılımlarda hızla bulunup kapatılırken; kapalı kaynak ürünlerde aylarca hatta yıllarca birer güvenlik açığı olarak varlıklarını sürdürebiliyor. Bu nedenle de Firefox 3.6.x’de raporlanmış ve kapatılmamış "bilinen açık" yokken, Microsoft’un ürünü olan Internet Explorer 7.x ve 8.x tarayıcıları güvenlik testlerinde dökülüyorlar :). Yoksa, siz de "her ayın ilk salısı", bilgisayarınıza içinde ne olduğunu bilmediğiniz güvenlik yamalarını indirerek "güvende olduğunu sananlardan" mısınız?   Kaynaklar: ZDNet, Softpedia

Oracle’ın LibreOffice’e Cevabı

Oracle şaşırtmıyorOracle, kibar bir dille LibreOffice’e destek olunmayacağını ama LibreOffice’in gelişiminin OpenOffice.org’a da katkısı olursa mutluluk duyulacağını açıkladı. "Ufukta LibreOffice Var" haberimizden de hatırlanacağı üzere, Oracle‘ın Sun Microsystems firmasını satın alması ve OpenOffice.org gibi özgür projelerin geleceği üzerine net bir politika ortaya koymaması sonrasında The Document Foundation, Red Hat, Novell, Canonical ve Google gibi önde gelen firmaların da desteğini alarak, LibreOffice‘i duyurmuş ve Oracle’a yeni proje üzerinde birlikte çalışma teklifinde bulunmuştu. Şu an LibreOffice’e destek vermeyen iki şirket var. Bunlar Oracle ve IBM. IBM bekleyip gelişmelerin seyrini görmek isterken Oracle, The Document Foundation ve projesi LibreOffice’e doğrudan destek vermeyeceğini açıkladı.

Kibarca Red Cevabı

Oracle, OpenOffice.org’un 100 milyondan fazla kullanıcısı olan en gelişmiş özgür yazılım projesi olduğunu ve OpenOffice.org topluluğunun projeye katkı vermeye devam edeceğine inandığını söylüyor. Oracle, özgür yazılımların yeni çatallanmaları "özgür olmalarının güzelliğidir" derken, yeni vakfın "OpenOffice.org ve ODF belge biçiminin gelişimine destek vermesi durumunda onlar için en iyi şeyleri temenni ettiklerini" söylüyor. Oracle’ın açıklamasından sonra The Document Fondation’dan Florian EFFENBERGER, OpenOffice.org ticari markasının Oracle’a ait olduğunu ancak kendilerinin de topluluk olarak bu markaya son 10 yıldır yön verdiğini söyledi. Analiz firması Quocirca yöneticisi Bob TARZEY, “Bazıları Ubuntu, openSUSE, Red Hat gibi ticari Linux dağıtımlarını destekliyor. Oracle da öyle. The Document Foundation’ın teklifi, Oracle’ın özgür projeler hakkındaki tavrını ortaya koyması açısından bir fırsattı ama yapmadı.”dedi. Siz de isterseniz OpenOffice.org Türkiye’nin LibreOffice ile ilgili gelişmeleri tartışmak için düzenlediği toplantıya katılabilir ve düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz. Kaynaklar: The H Open, Computerworld Blog, V3.co.uk