NASA’dan Açık Kaynak Yarışması…

ABD uzay ajansı NASA küresel sorunlara hitap eden yeni nesil bir yazılım sunmayı umduğu önümüzdeki yıl uluslararası açık kaynak uygulama müsabakası düzenliyor. NASA açık teknoloji, açık veri ve açık kaynak kullanarak yeni çözümler oluşturmak maksadıyla “bilim adamları ve ilgili vatandaşları” cesaretlendirecek Uluslararası Uzay Uygulamaları Yarışmasınıoluşturmak için diğer uzay ajansları ile birlikte hareket etmeyi planlıyor.

NASA tarafından verilen uygulama örnekleri iki sınıfa ayrılıyor. Birinci grup yerel veya küresel tesislerdeki insanlara yardımla ilgili olanlar; örnek olarak küresel ekonomilerde havanın etkisi ve okyanus kaynaklarının eksilmesi. Diğer grup ise uzay görevlerinden gelen verileri görselleştirmeye ve analiz etmeye yardım etmek için çoklu kaynaklar kullanmak gibi uzay keşiflerine odaklanmış olanlardır. NASA projenin çoklu kaynak analizlerini mümkün kılacağını ve işbirlikçi platformları geliştireceğini umuyor.

Mevcut yarışma başarılı olmak maksadıyla daha sonra problemlerde veri dizileri ve somut bilgilerin haritasını oluşturacak uzmanları arayacağı bu problemler için fikirleri topluyor. Sonra dünya çapında birkaç şehirde sadece bir kerelik iki günlük bir faaliyet olacak, Random Hacks Of Kindness (20 şehirde yılda iki kez düzenlenen evrensel bir faaliyet) tarzında bilgisayar korsanlarını ve diğer girişimcilerin uzman planlarını alacakları ve onları açık kaynak çözümlerine dönüştürecekleri görülecektir.

Tüm dünya açık kaynak yazılıma yönlenirken ülkemizdeki kurum ve kuruluşların malum işletim sistemi üzerinde ısrar etmelerini anlamak zor olsa gerek. Umarız en kısa sürede kendilerine vurdukları prangadan kurtulurlar ve özgür yazılımlara yönelirler.

Kaynak: h-online

Portekiz: 100 Milyon Tasarruf

Portekiz’in dördüncü büyük partisi Portekiz Sol Blok (Bloco de Esquerda), kamu yönetimlerinin açık kaynak kullanımını artırarak yılda 100 milyon Avro tasarruf yapabileceğini tahmin ediyor.

Açık kaynak yazılımların kullanımını öneren bütçe teklifi hükümete sunuldu. Sol Blok, bu hafta kendi web sitesinde yayınladığı bir makalede, kamu kurumlarında özgür yazılım kullanımını önerdiklerini yazdı.

Makalede Sol Blok, özgür ve açık kaynak yazılımlarla hizmet sağlayıcıları birliği olan  ESOP‘un, açık kaynak yazılımlar kullanarak Portekiz yönetimlerinin yazılım masraflarını yarıya indirebileceği tahminine atıfta bulunuyor. 2009 yılında merkezi hükümetin yazılım için harcadığı para 180 milyon Avro.

Açık Kaynak İş Birliği (Open Source Business Association) açık kaynak kullanarak yüzde 70’lere kadar tasarruf yapılabileceğini söylüyor.

Avrupa Parlamentosu’ndaki Sol Blok üyesi Marisa MATIAS, politik konumlarını şu sözlerle açıklıyor: “Hükümetin patentli yazılımlar için çok fazla harcama yapması mantıksız. Hatta bu kriz döneminde kabul edilemez bir durum. Hükümet vergileri artıramaz ve kamu harcamalarını azaltamaz ancak daha iyi özgür ve açık kaynak seçenekler var olduğunda, patentli yazılımlara yapılan harcamaları kesebilir.

Büyük Destek

Özgür Yazılıma Teşvik Ulusal Birliği (Ansol) başkanı Rui Miguel Silva SEABRA, Sol Blok’un yaptığı çağrının “Portekiz’in finansal problemlerini çözmeye yardımcı olabilecek özgür yazılıma büyük bir destek” olduğunu düşünüyor: “Özgür yazılım üzerine temellendirilmiş BT hizmeti sunan firmaların, hükümete bu tip yazılımlara geçiş konusunda desteklerini görmek çok güzel.

Ansol geçen ay hükümete patentli yazılım lisanslarına yapılan harcamaların durdurulması için çağrıda bulundu. Ayrıca bazı kamu kurumlarının tedarik kurallarını kırarak rekabeti engellediği yönünde suçlamada bulundu.

Kaynak: OSOR

“Kamu Malı”nı Korumak

Creative Commons‘ın Kamu Malı (Public Domain) simgesini yayınlayacağını duyurması, insanlığın kurduğu kültür birikimi ve sanatsal içeriğin çok büyük bir kısmını oluşturan “kamuya mal olmuş” eserlerin telif haklarını açıkça belirtecek olması itibariyle son derece önemli.

Türkçe’ye “Kamu Malı” olarak çevirilen “Public Domain” simgesinin kullanımı, insanlığa mal olmuş ve üzerindeki her türlü “maddi hakkı” kamuya devrolmuş fikir ve sanat eserlerinin kamuya sağladığı kullanım ve yeniden üretme haklarının kamunun aleyhine “daraltılmasını” engelleyecek şekilde, özel bir işaretle belirtilmesini sağlayacak.

Creative Commons avukatı Diane PETERS, Kamu Malı simgesini “İnternet üzerinden kolaylıkla keşfedilmeye olanak sağlayacak bir şekilde etiketlendirilmek amacıyla, bilinen telif haklarının özgürlüğünde çalışılmasına olanak veren bir araç.” olarak tanımlıyor.

Sayısal Kamu Mülkiyetini Korumak

Creative Commons kurucu üyesi ve Amerikan Üniversitesi hukuk profesörü Michael CARROLL, “Kamu Malı simgesi, bir dijital kamu mülkiyetini sözünü güvence altına almak yolunda atılan ileri bir adımdır” diyerek ekledi: “Eserleri telif hakları hakkında bilgiyle etiketlemek ya da simgelemek şarttır. Bilgisayarlar eserlerin kamu malı durumunu, onların faydasını kamuya iletebilmek için ayrıştırabilmelidir. Veriler Kamu Malı simgesi ile standartlaştırılır ve CC’nin tüm lisansları ve kanuni araçları bunu mümkün kılar.

Kamu Malı simgesine ilk uyum sağlayan, Avrupa Komisyonu ve üye devletler tarafından finanse edilen, Avrupa’nın sayısal kütüphanesi, müzesi ve arşivi Europeana oldu. Europeana’nın başlıca ortakları; Bibliothéque Nationale de France, Almanya federal arşivi Bundesarchiv ve Amsterdam’daki Rijksmuseum. Europeana, gelecek yılın ortası itibariyle arşivinde bulunan milyonlarla telif hakkı kamuya ait eserin bu simgeyle etiketleneceğini duyurdu.

San Francisco’da temeli atılan ve 2001 yılında kurulan Creative Commons, eser paylaşımını ve mevcut bir eseri geliştirmeyi bireylere kolaylaştırmak için kurulmuş, kâr amacı gütmeyen bir kuruluş. Bilindiği gibi Creative Commons, eser sahiplerine tercih ettikleri türden telif haklarını tanımlama ve seçmede yardımcı olmak amacıyla çeşitli özgür telif hakkı lisansı da sunuyor.

Kaynak: The H Open

Tehlikenin Farkında mısınız?


Büyük umutlarla piyasaya sürdüğü Vista sürümünde büyük bir hayal kırıklığına uğrayan Microsoft, zaman kaybetmeksizin Windows 7’nin çalışmalarına başlamış ve Vista ile kaybettiği saygınlığını yeniden kazanmak istemişti. Windows 7’nin piyasaya çıkmasıyla birlikte Microsoft, herhangi bir güncelleme paketi (Service Pack) içermeyen Vista’ya olan desteğini, 13 Nisan 2010 tarihi itibariyle kesti.

Windows XP, Microsoft’un piyasaya sürmüş olduğu ve en uzun süreyle destek verdiği sürümü olma özelliğine sahip. XP kullanıcılarına da Microsoft cephesinden kötü bir haber geldi. 13 Temmuz 2010 itibariyle Microsoft Windows XP Service Pack 2 (SP2)’nin güncellemelerine son veriyor.

Kullanıcılar Nasıl Etkilenecek?

Bu sürümlerden birini kullanıyorsanız, artık güvenlik güncelleştirmeleri alamayacaksınız. İşletim sisteminin güvenlik yamaları çıkarılmadığı için çeşitli tehlikelerle karşı karşıya kalabilirsiniz. Bunların arasında kişisel bilgilerinizi çalabilecek virüsler, solucanlar, truva atları ve casus yazılımlar ve sistemin kapatılmayan açıklarından faydalanacak her türlü erişim bulunmakta.

Peki, Ne Yapmalı?

Bu haberler, ülkemizdeki Microsoft Windows kullanıcılarının büyük bir çoğunluğunun artık her türlü güvenlikten yoksun olduğu anlamına geliyor. Yukarıda sayılan işletim sistemlerini kullananlar, her türlü güvenlik güncellemesinden artık mahrum durumdalar.

Peki, çözüm yok mu? Elbette var :).

Bizim önerimiz, arkasında ya da altındaki etiketinde Microsoft’un seri numarası yazan yeni bir bilgisayar almak ya da yüksek lisans bedeli ödemek yerine; tamamen ücretsiz ve özgür yazılım ürünü olan Pardus‘u tercih etmeniz.

Pardus ile özgürleşin!

Kaynak:Yahoyt Microsoft Türkiye

Pers Parsları Çoğaltılıyor

Pers Parsı2014 Kış olimpiyatlarının yapılacağı Rusya’nın Karadeniz’e limanı olan Sochi kentinde çok yoğun çalışmalar var. Altyapı ve olimpiyat alanının inşa edilmesi için milyar dolarlar harcanmayı planlıyorlar. Cevreciler ise, bu inşaatların şehir etrafındaki doğal yaşama zarar vereceğini savunuyor.

Rus yetkililer ve çevreciler, bu inşaatların yanı sıra bölgede yaşayan, Pardus’a adını veren Panthera pardus tulliana’nın çok yakın akrabası ya da son genetik araştırmalarda aynı tür olduğu öne sürülen (kaynak 1, 2, 3) Pers parslarının (Panthera pardus saxicolor) nüfusunu artırmak için de çalışmalar yapıyor.

Rusya Başkanı Vladimir PUTİN, Türkmenistan’dan hediye olarak gelen iki erkek leoparın Soçi Milli Parkı’na aktarılmasını sağladı. Projenin hedefi, üç çift erkek ve dişinin 3 milyon dolarlık üreme merkezinde çoğaltılması.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın (WWF) Rusya yöneticisi, aynı zamanda leopar projesine önayak olan Igor CHESTIN, doğacak yavruların, Kafkaslar’da doğal hayata salınacağını belirtti. Chestin, "Leoparlar, dağ keçisi, geyik ve yaban domuzu için yem miktarını artırdık." diyor ve ekliyor: "Bu hayvanlar için çeşitli alanlara yalama tuzu yerleştireceğiz. 15-20 yılda hayvan sayısının 40’tan 50’ye çıkmasını göreceğimizi umut ediyoruz."

Pers leoparı, uzun kuyruğu, siyah benekli takdire şayan postuyla leopar ailesinin en iri üyesi. Kafkaslar’ın dağlık alanlarında yaşayan leoparlar, son yüzyılda kaçak avlanma ve doğal hayatlarının bozulması nedeniyle tehlike altındalar.

İran’da 300 Panthera pardus saxicolor

Rusya’nın kuzeydoğusundaki Kafkaslar’ın uzak alanında 10-12 saf vahşi leoparın yaşadığına inanılıyor. Gürcistan’da 7 leopar rapor edilirken Ermenistan ve Azerbaycan’da da toplam sayının aynı olduğu sanılıyor. CHESTIN, yaşayan en kalabalık leopar nüfusunun, 100 leoparla Türkmenistan’da ve 300’e varan leopar sayısıyla da İran’da olduğunu söylüyor.

Igor CHESTIN, "Hedefimiz Rusya Kafkasları, Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’daki küçük grupları desteklemek için diğer kuzey leopar nüfusunu saptamak." diyor. Türkmenistan hükümeti, Rusya’ya daha çok leopar göndereceğini taahhüt etti ve İran ile de bu yönde anlaşmaya varıldığını açıkladı.

Tehlike altındaki leoparlar yaşadıkları ülkelerde koruma altına alınmış durumjda. Az sayıda var oldukları bilinen Afganistan’da da koruma altına alındılar. Güney Kafkas ülkeleri Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan kalan leoparların doğal yaşam alanlarını korumaya ve kaçak avcılığı azaltmaya yönelik çalışmaları sürdürüyor.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı Rusya yöneticisi Igor CHESTIN, eğer leoparların nüfusu İran ve Rusya’dan gelen yeni hayvanlarla desteklenirse leoparların koruma altında soylarını devam ettirebilecek seviyeye gelebileceğini söylüyor: "Güney Kafkaslarda birinci görev korunan alanları olabildiği kadar genişletmek, ancak alanların çoğu insanlar tarafından kullanıldığı için kalan alan çok yok. Bir bölgede 2-3 yetişkin hayvandan daha fazlası yok, bu yüzden bu gruplar çok değerli.”.

Türkmenistan’daki korumalar ve kaçak avcılıkla mücadele, leopar nüfusunun geçen 10 yılda yüzde 40 daha fazla artışına olanak sağlamış durumda. Umudumuz, Türkiye Cumhuriyeti’nin de bu çalışmalara katılarak, bu leoparların eski yaşam alanlarından biri olan Anadolu’da tekrar çoğaltılması girişimini başlatmasıdır.

Kaynak: Radio Free Europe